AORT DİSEKSİYONU
- Nadir görülüp
ölümle sonuçlanan bir hastalıktır.
- Erkeklerde
kadınlara oranla iki kat fazla görülür.
- Hastaların çoğu
50-70 yaşındadır.
- Tunika medianın kan ile seperasyonu olup kanın lümen dışında, aort duvarının
tabakaları arasında bulunması olarak tanımlanır.
- Medya
tabakasındaki seperasyona olguların %95’inde intimadaki bir yırtıktan (intimal
tear veya flap) giren kan
sebep olurken, %5 olguda medya tabakası içindeki kanamalar (intramural
hematom) neden olmaktadır (2).
- İntimal yırtık, vakaların büyük bir kısmında yalancı lümen
için başlangıç oluşturur.
- Aort
diseksiyonu, aort kökünden ilyak ayrıma kadar aortun
her bölümünde gerçekleşebilir.

Etyoloji
- Heradite
- Marfan sendromu % 5
- Bikuspit ve uniküspit aort kapağı
- Hipertansiyon
- Kokain
Klinik Bulgular
-Ağrı; en
dramatik ve en sık görülen semptomdur. Aort duvarının innervasyonu
ile ilgilidir. Akut aort diseksiyonu gelişen hastaların %90’ından fazlasında
görülür. Ciddi bir sempatik aktivite artışı ile birlikte seyreder. Hastaların
çoğunda, göğüste ani başlayan boyuna ve sırta yayılabilen ve hastalar
tarafından “çok şiddetli ve yırtılır tarzda” olduğu belirtilen bir ağrı vardır.
Belirgin bir anksiyete hali mevcuttur. Diseksiyon proksimal aortayı
içeriyorsa ağrı karakteristik olarak mid-substernal bölgededir. Daha ileri, arkusu
ve inen aortayı da içine alan diseksiyonlarda
ise ağrı daha ziyade interskapular bölgede
hissedilmektedir. Daha distal diseksiyonlarda
ağrı sırta vurabilir. Sadece bu bulgularla birlikte şiddetli hipertansiyon ya da bilinen torasik aort anevrizması hikayesi olması
durumunda alarma geçilmeli ve diseksiyon
şüphesi akla getirilmelidir. Genellikle diseksiyon
ağrısının şiddeti sabittir. Diğer yandan kardiyak iskemi ağrısı ilerleyicidir (crescendo) ve istirahat ile geriler. Bu iki klinik
durumun ayırıcı tanısının yapılması çok önemlidir;
akut koroner iskemisi, acil trombolitik ajanlarla
tedaviyi gerektirirken, aort diseksiyonlarında trombolitik tedavi ölümcül sonuçlar doğurabilir.
- Senkop ikinci en sık görülen semptomdur.
Genellikle geçicidir ve yoğun ağrı veya santral sinir sisteminin geçici
iskemisine bağlıdır. Akımı bozulan dala bağlı olarak hastalarda felç tablosu,
ekstremite iskemileri, karın ağrısı, paralitik ileus, hematüri, oligüri,
hematemez, melena gözlenebilir.
-Hastalar hekime
başvurduklarında genellikle hipertansiflerdir. Nadiren kan basıncını kontrol
etmek mümkün olmayabilir. Şiddetli hipertansiyon renal
arterde diseksiyon düşündürür. Ayrıca yalancı lümenin
yaptığı bası nedeniyle ortaya çıkan psödokoarktasyon da hipertansiyon nedeni
olabilir. Hipotansiyon veya şok tablosunda olan hastalarda ise aort rüptürü,
perikard tamponadı, plevra içine rüptür nedeni ile
hipovolemi, akut aort kapak yetmezliği veya koroner ostiumların obstrüksiyonu
akla gelmelidir.
- Ekstremite
nabızlarında farklılık aort diseksiyonu lehine önemli bir bulgudur ve akut
proksimal disseksiyon gelişen hastaların yaklaşık %60’ında saptanmıştır
- Kalp
muayenesinde aort kapak yetmezliğine ait bir üfürüm duyulabilir. Proksimal disseksiyonların
yaklaşık yarısına yakınında mevcuttur. Yeni gelişen aort yetmezliği üfürümü,
göğüs ağrısı ve ekstremite nabızlarında farklılığın birlikte saptanması
proksimal bir aort disseksiyonunu kuvvetle düşündürür. Diğer oskültasyon bulguları arasında ciddi aort yetmezliği sonucu
gelişecek S3 galo, perikardiyal frotman veya pulmoner ödem bulguları
saptanabilir. Hipertansiyon hikayesi veya daha önceden bilinen torasik aorta
anevrizması bulunan hastalar ile Marfan sendromunun klinik komponentleri (uzun
ve zayıf hasta, uzun parmaklar, lens dislokasyonu,
yüksek damak gibi) olan hastalarda yukarıda sayılan semptomlardan birinin veya
birkaçının varlığı halinde disseksiyon mutlaka ve hızla düşünülmelidir.
- Anksiete
- Dispne
- Hemoptizi
Tanı
- Laboratuar
Diseksiyonda laboratuvar
bulguları nonspesifiktir. Hafif bir anemi vardır.
Yalancı lümene kan sekestrasyonu nedeniyle gelişebilir.
Plevral veya perikardiyal kavitelere kan kaybı
sonucunda daha ağır bir anemi tablosu ortaya çıkabilir. Beyaz küre, ortalama
10-15 bin arasındadır. Yalancı lümendeki statik kanın hemolizi
ile bilirubinler hafif artmıştır. Hepatik
iskemi yoksa transaminazlar genellikle normaldir.
SGOT genellikle normal seyreder ve miyokard infarktüsünden
ayrıcı tanıda yolgösterici olabilmektedir. İskemik
dokular nedeniyle metabolik asidoz tablosu gelişebilir. Kan üre azotunda
yükselme, kreatininde yükselme hipoperfüze
böbreğe işaret edebileceği gibi hipertansif böbrek
hastalığında da rastlanılmaktadır. LDH yüksektir ve false
lümende eritrosit yıkımının bir belirteci olabilir. Akut diseksiyonda
parsiyel tromboplastin
zamanı uzamış olabilir ve fibrin yıkım ürünleri artmış, trombosit
sayısı da düşmüş olabilir.
- EKG
EKG değişikliği olmaksızın şiddetli göğüs ağrısı olması şüphe uyandırıcıdır.
Akut proksimal disseksiyonda EKG genellikle iskemik değişiklik göstermez.
Bununla beraber diseksiyonun koroner ostiumu tıkaması
ile belirgin ST-T segment değişiklikleri ve infarktüs görülebilir. Disseksiyon
daha çok sağ koroner arteri tuttuğu için bulgular inferior
derivasyonlarda sıklıkla görülür. Uzun süreli
hipertansiyon nedeniyle ortaya çıkan sol ventrikül hipertrofisine ait bulgular
da mevcut olabilir.
- AKCİĞER GRAFİSİ
Standart grafiler tanısal olmadığı halde aort
diseksiyonu tanısını desteklemesi açısından önemlidir. Asemptomatik bir hastada
göğüs grafisi aorta ait bir patolojinin ilk kanıtı olabilir. Aort topuzunda
belirginleşme veya çift gölge, kardiyak gölgede büyüme, mediasten genişlemesi,
trakeal yada bronşial yer değiştirme, aort gölgesinin keskinliğinde kaybolma,
nazogastrik tüpte sağa/sola itilme, plevral efüzyon görülebilir. Ancak akut
fazda olan bir çok hastada mediastinal genişleme görülmeyebileceğini
belirtmekte fayda görüyoruz.
- Aortagrafi
- MRİ
- Bilgisayarlı
tomoğrafi
- Ekokardiyografi
Ayırıcı
tanı
Akut miyokard
infarktüsü
Anjina pektoris
Akut perikardit
Pnömotoraks
Pulmoner emboli
Boerhaave’s sendromu
Tedavi
- Tip A diseksiyonu için acil cerrahi girişim
uygulanır.
- Tip B için medikal tedavi uygulanır.
- Sistolik kan
basıncını yaklaşık 100 mmHg ye düşürmek için nitroprussid veya beta-bloker
(özellikle dideral) kullanılır.
- Aort diseksiyonu şüphesi olan hastada ağır
bir hipotansion varsa hızla volüm
yüklenmesi yapılmalıdır. Bu özellikle tamponad ve ya aort rüptürü kuşkusunda önemlidir. Aort diseksionu olan bir hastada hipotansiyon tespit edildiğinde
agresif tedaviye başlamadan önce diseksionun
TA ölçülen extremitenın dolaşımına selektif olarak bası yapmış olma ihtimali diğer extremitelerden de ölçüm yapılmak süreti
ile ekarte edilmelidir. Eğer vazopressör
refrakter hipotansiyon tedavisi için kesin olarak
gerekli ise norepinefrin veya fenilefrin
tercih edilir. Dopamin de renal
perfüzyonu düzeltmek için düşük dozlarda
kullanılabilir.